Kalp Hastalıkları Sözlüğü
adrenalin: adrenal bezi tarafından salgılanan ve kalbin daha güçlü ve süratli atmasını sağlayan hormon. Kanda
anemi:oksijen taşıyıcı hemoglobin eksikliği (kansızlık)
anjin: Belirli biryerde (genellikle göğüste) oluşan ve kalbe az oksijen gitmesinden kaynaklanan özel bir ağrı.
anjiografi: Kalbin bölmelerine X ışınlarına geçirgen olmayan bir sıvı zerk edilir ve bu durum röntgen filmiyle saptanır.
antianjinal ilaçlar :Kalbin çalışmasını azaltarak veya oksijen girişini artırarak anjini azaltan ilaçlar
antiaritmiklar: H izli veya aritmik (düzensiz) kalp atışlarını düzenleyen ilaçlar.
antikoagülanlar: Kanın pıhtılaşma eğilimini azaltan ilaçlar.
aorta: Kalbin sol ventrikülünden kan alarak atardamarlar yoluyla vücuda kan dağıtan büyük kandamarı.
aortik valf: Sol ventrikül ve aorta arasındaki kapakçık.
aritmi: Anormal kalb atışı.
atardamar kanı: Oksijen dolu parlak kırmızı kan; atardamarlar vasıtasıyla vücudu dolaşır,
atardamarlar: Kalpten vücuda kan taşıyan damarlar.
ateriografi: Atardamarlara X ışınlarını geçirmeyen bir sıvı zerk edilerek filmin çekilmesi,
atria: Kalbin üst tarafındaki sağ ve sol giriş bölmeleri (tekil atrium).
AV nodu: Kalbin elektrik sisteminin bir bölümü. Atriadan ventriküllere dürtüleri iletir. Beta blokları: Sempatik sinir sistemi ile adrenalinin etkisini durduran ilaçlar.
bronşit: Bronşların (ciğerlerin hava boruları) iltihaplanması.
eko kardiyografi: Göğüs kafesine ışınlanan yüksek frekanslı sesin yankılarının kaydedilerek kalbin yapısının ve işlevinin incelenmesi.
ektopikler: Normal olarak üretilen kalp atışının başka yerlerde üretilmesi ve aşırı ekken olması.
elektrokardiyogram:Kalbin elektriksel çalışmasının kaydedilmesi.
amboli: Dolaşım sisteminin bir yerinde oluşan ve sonra hareket ederek bir atardamarı tıkayacak biçimde yerleşen kan pıhtısı.
endokardit: Kalbin iç yüzeyinin ve özellikle kapakçıklarının enfeksiyonu
endokrin bezleri: Kana hormon salgılayan bezler.
fibrilasyon: Atria ve ventriküllerde süratli ve düzen siz ritim; ventriküllerdeki hayatı tehlikeye koyar.
gamma kamerası: Radyo izotopların vücuda zerkediîdikten sonraki dağılımını görüntüleyen makine.
hemoglobin: Kana kırmızı rengini veren oksijen taşıyıcısı.
kalp krizi: Miyokardial enfarktüsün halk.dilindeki adı.
kalp tıkanması: Dürtülerin atriadan vantriküllere iletilmesini yavaşlatan veya engelleyen ve elektrik sisteminde oluşan anormallik.
hormon: Vücutta doğal olarak bulunan ve vücudun işlevlerinin denetiminde rolü olan kimyasal madde.
hipertansiyon: Yüksek tansiyon.
hipertrofi: (Kaslar için) kalınlaşma veya genişleme.
enfarktüs: Kan akımının aniden engellenmesi yüzünden vücut dokusunun tamir edilemeyecek biçimde tahrip olması.
iskemi: Vücut dokularına giden kan akımının düzelebilir bir biçimde azalması.
sarılık: Genelde karaciğer yoluyla dışarı atılan maddelerin vücutta birikerek deriye sarı bir görünüm vermesi.
kardiak: Kalbe ait.
kardiopulmoner bypass: Açık kalp ameliyatlarında kalp ve akciğerlerin işlevlerini üstlenen kalp-akciğer makinesi.
kardioversiyon: Anormal kalp atışlarını durdurmak ve normal ritmi geri getirmek için göğüse uygulanan elektrik şoku.
kolesterol: Vücudun doğal maddelerinden biridir ve aynı zamanda da hayvani yağlarda bulunur. Fazlası zararlı olabilir.
konjenital: Doğuştan var olan. koroner atardamarlar: Aortadan kalp kaslarına kan sağlayan damarlar.
koroner atardamar bypass ameliyatı: Koroner atarmar hastalıklarında uygulanan bir cerrahi tekniği. Bacaktaki bir damardan parça alınarak bir ucu aortaya öbür ucu da koroner atardamara bağlanır ve böylece daralan damar atlanmış olur.
koroner sinüs: Kalbin ana toplardamarı; toplardamar kanını yeniden dolaşıma sokar.
koroner trombiz: Koroner atardamarlardan birinin bir kan pıhtısıyla tıkanıp koroner enfarktüse (kalp krizi) yol açması.
siyanoz: Atardamarlardaki kanda oksijen azlığından meydana gelen vücuttaki mavileşme
diastol: Ventriküllerin kanla dolarkenki dinlenme dönemi.
diastolik tansiyon: Diastoli anında ölçülen kan basıncı.
digoxin: Kalbin pompalama sistemini kuvvetlendirmek ve anormal süratteki kalp atışlarını yavaşlatmak için kullanılan ilaç.
diüretikler: Böbreklerde kalp yetmezliğinden dolayı biriken fazla su ve tuzun vücuttan atılmasını sağlayan ilaçlar.
duktus artarioz: Doğuştan görülen ve anne karnındaki bebeklerde aorta ile pulmoner atardamar arasında olan bağlantının doğumdan sonra kapanmaması hali.
mitral valf: Sol atrium ve sol ventrikül arasındaki kapakçık.
kalp mırıltısı: Kalpte veya büyük damarlardaki kan akısının yarattığı ses. Her zaman bir hastalık belirtisi anlamına gelmez.
miyokardial enfarktüs: Halk dilinde kalp krizi: Kalbe giden atardamardaki bir tıkanıklık sonucunda kalp kaslarının bir bölümünün kansız kalarak ölmesi.
miyokardium: kalp kasları.
nitritler: Vücuttaki ufak damarları genişleten ilaçlar.
oklüzyon: Tam tıkanma.
açık kalp ameliyatı: Vücudun kalp-akciğer makinesine bağlanarak kalbin içinde cerrahi uygulanması.
oksijenli: Oksijen dolu; oksijenli kan parlak kırmızıdır.
pacemaker (pil): Kalp atışlarını başlatan doğal mekanizmanın yokluğunda kalbin atması için gerekli olan düzenli dürtüleri üreten elektronik aygıt.
pleytlet: Kandaki pıhtılaşmayı sağlamakta önemli rolü olan mikroskobik parçacıklar.
protez valf: Özel plastik veya metallerden üretilen yapay kapakçıklar.
pulmoner atardamar: Sağ ventrikülden ciğerlere kan taşıyan damar.
pulmoner valf: Sağ ventrikül ile pülmoner atardamar arasındaki kapakçık.
pulmoner toplardamarlar: Akciğerlerden sol atriuma kan taşıyan dört toplardamar.
nabız: Her kalp atışıyla kanın akması; bu, vücuttaki ana atardamarlardan ölçülebilir.
radyoizotoplar: Zararsız radyoaktif maddeler. Vücuda zerkedildikten sonra dokulara girerler ve bir gamma kamerasıyla gözlenebilirler.
kalp romatizması: Genellikle gençlerde görülen ve belirtileri kaşıntılar, eklemlerde ağrı ve ateş olan bir hastalık; hastaların yarısında kalp zarar görür.
septal defo: septumda iki atria veya iki ventrikül arasında delik.
septum: Kalbin sol tarafını sağından ayıran yapı.
sinüs nodu: Sağ üst atriumda bulunan ve kalp atışlarının doğal düzenleyicisi olan yapı. Kalp elektrik sisteminin bir bölümüdür
sfigmomanomptre: Tansiyon aleti,
stenoz: Daralma (kapakçık veya atardamar)
stetoskop: Vücutta üretilen sesleri, örneğin kalp veya soluk alma seslerini dinlemek için kullanılan aygıt
inme: Serebral enfartüs adıyla da bilinen bu durum, beynin bir tarafının, beyni besleyen atardamarlardaki tam tıkanma veya kanama yüzünden zarar görmesidir, sistol: Ventriküllerin pompalama ritminin daralma süresi.
sîstolik tansiyon: Sistol anında ölçülen tansiyon
taşikardi: Kalbin süratle atması
transpozisyon: Pulmoner atardamar ve aortanın yanlış kapakçıklara bağlı olması. Doğuştan olan bir hastalıktır.
trikuspit valf: Sağ atrium ile sağ ventrikül arasındaki kapakçık.
toplardamarlar: Kanı vücuttan toplayarak kalbe götüren damarlar.
vena kava: Vücuttan topladıkları kanı sağ atriuma getiren adlan vena kava süperiyör ve vena kava enferiyor olan iki büyük toplardamar.
venöz kan (pis kan): Toplardamarla kalbe taşınan düşük oksijen içerikli mavimsi kırmızı kan: ventriküller: Kalbin ana pompalama bölmeleri.

